2015 NEW MEDIA FESTIVALS 1.0 RESONATE 2015 (20.04.2015)

Yeni medya çevrelerini Belgrad’da biraraya getiren Resonate’e neden bilmem, ilk kez bu sene katılma fırsatı yaratabildik. Daha önce gidenlerden aldığımız öneriler doğrultusunda rotayı ay sonundaki NODE Frankfurt’tan önce Belgrade’a çevirdik. Gezici gurme olsam bir bir gittiğimiz restoranlardaki tatları bir bu kadar yazardım ama odağı dağıtmayalım.

Resonate’in biz gitmeden başlayan workshopları verimli miydi, iyi miydi değil miydi, onları katılanlardan dinlersiniz. Diğer katılımcı Nerd'lerin de eminim yorumları ekleyecekleri olacaktır süreçte. Biz, Resonate 2015 Konferans ve Konuşma highlightlarını tasarımcı gözüyle şöyle bir toparladık, iki- üç yazıda görülerimizi paylaşalım istedik:

 

PART 1 'CREATIVES'

 

Adam Magyar_Photography

www.magyaradam.com

 

Fotoğraf mediumunda hareket algısını tersine çeviren deneysel fotoğrafları mevcut. Kamusal alanda, izleyen ve izlenen ilişkisine dair farklı bir bakış açısı yaratması açısından oldukça kafa açıcı. Arka planda, bir nevi ‘hacklediği’ kamerasıyla yüksek hızda aldığı imajları birleştiren bir yazılım var. Böylece ince uzun bir slicedan gördüğü görüntüyü ucuca birleştirip o slicetan geçenleri yazıp diğer sabit herşeyi soyutlaştıran sonuçlar elde etmiş, çok şık.

 

Jesper Kouthoofd

https://www.teenageengineering.com/

 

Teenage Engineering yaratıcı fikirlerin ürüne dönüştürüldüğü verimli bir yapı kurmuş. Bunu tabii ki ortaklarının interdisiplinerliklerine bağlayabiliriz. Jesper, tasarımcı olarak bize estetik karar süreçlerine dair bir bakış açısı yansıttı. Sunumunun geneli, şirket sunumu gibi görünse de, aslında sahnede izlediğimiz, zekice tasarlanmış bir deneyimi izleyiciye ısrarla aktarmaya çalışan samimi bir tasarımcıydı. İnteraktif işlerinin ya da tasarladıkları synthesizerların arayüzlerini ‘fonksiyonel araç olmaktan çok yaratıcılığı destekleyen, ilham verici oyuncaklar’ olarak tanımladı Jesper. Aslında çıkış noktaları, konuşmasında da sürekli altını çizdiği konu: ‘tasarlarken, oyunu ve kendi kendini bile şaşırtmayı’ unutmamak lazım ki bunu sektör coğrafyamızda çoğu zaman kendimize tekrarlamak gerekiyor.

 

Playmodes

http://playmodes.com/web/

Mekan ve ışık üzerine kafayı kırmış olan bir grup insan Playmodes. İşitsel ve görsel materyalleri, mekanları dönüştürürken teatral elemanlar olarak ele alıp sahneler yaratıyorlar aslında. Sunumdaki stil imajlarda algı farklı, ama dokümantasyon videolarında mekandaki deneyimi izlerken, projektörü, lazeri, ışığı lazeri görmüyorsunuz. Yani aslında baya görüyorsunuz saklanmamış gizlenmemiş, ordalar. Ama hikayenin içinde onlar da birer aktör oluvermiş. Mediumu dikişsizleştirmek yaptıkları iş.

UNESCO için gerçekleştirdikleri Taüll 1123’ün sahne arkasını ayrıntısıyla paylaştılar. Tarihi bir muralin dijital restorasyonla tekrar canlandırılması mevzuu. Hem teknik hem estetik olarak verilen emek kayda değer.

 

Artificial Rome

http://www.artificialrome.com/

 

Art+Technology söylemiyle yola çıkıp kendini reklam dünyasının derinliklerinde kaybedenler için iyi bir model Artificial Rome. Güzel sanatlar backgroundlu kurucuları Dirk Hoffman’ın kağıda kaleme olan analog bağlılığı grubun işlerine farkedilir bir yaratıcılık dokundurmuş. Orjinallik, karakterlilik, samimiyet ve insan dokunuşu tüm işlerinin çıkış noktası.

Misal, KIA için yaptıkları Kia GT Ride, analog ve dijital mekan algısını çarpıştıran bir örnek. Enstelasyon önünde ışıkla havaya çizdiğiniz ‘ışık izi’ni, 3D oyun mekanı içinde bir otomobil oyunun parçası haline getirip üzerinde yarıştığınız bir rotaya dönüştüren yaratıcı bir deneyim.

Artifical Rome şimdilerde ‘ferrofluid’ materyalle oynamaya kafayı takmış. Kontrol edilebilir manyetik bir sistemle ferrofluid yüzeylerde okunabilir kinetik bilgi akışını sağlamaya çalışıyorlar. Patrik, sistemi bir güzel detaylandıra detaylandıra anlattı, özünde kolaysa yapın der gibiydi kendisi :) Teknik beyin, Vassilis Boukis’i @billybouki takip ediniz.

 

FIELD

http://www.field.io/project/

Bir gün Marcus ve Vera, Kassel’den kalkıp Londra’ya şirket kurmaya gitmişler, hikayeleri dinlemeye değer. Avrupa’nın en önemli sanat etkinliklerinden biri olan Documenta’nın şehrinden beslenmiş olmalarından olsa gerek sanat çizgilerini sürdürmüşler. ‘Absolutely beautiful’ ve ‘Bang on Brief’ deyişlerini aynı cümlede kullandırtmayı başarıp etkili projelere imza atmışlar. FIELD anlatılmaz izlenir, gözlemlenir, takip edilir.

 

Kimchi & Chips

http://www.kimchiandchips.com/

Mimi Son ve Elliot Woods ikilisinin üstünde zaten gözümüz… Nasıl bir kafayla gelicekler diye merakla bekliyorduk. ‘Drawing in the air’ saplantısıyla yola çıktıkları işleri anlattılar. Saplantı dediğin yaratıcılık yanında bir de bütçeyle de desteklenince şiirsel sonuçlar vermiş. Konveks aynalar ve projektörlerin mükemmel birleşimi LIGHT BARRIER dijital bir kürenin uçuşan bir perde üzerinde uzun pozlamayla görünür oluverdiği eşzamanlı projeksiyon işi LUNAR SURFACE, deli işi dedirten 3-5mmlik iplerin üzerine mapping yaparak oluşturdukları LINE SEGMENTS SPACE görülesi işleri.

@mimi_son ve @elliotwoods’tan takip edebilirmişiz.

 

‘Bu bölümden yanınıza kalanlar ne?' diye sorarsanız. Arada bir unuttuğumuz bir kaç cümle:

1- Briefler yağıp dururken, yapılacaklar listeniz uzar giderken, zamanlar daralırken içinizdeki yaratıcı flanörü* takip edin.

2- Takıntılı olmakta sakınca yok. (Sonuç değil süreç odaklı oldukça…) Bknz. Manfred Mohr**

3- Elinizdeki tool’ları dönüştürün. Aracın size sunduğu imkanları zorlayın.

 

Bu kadar değil tabii ki, daha Karsten Schmidt’ler, Zach Liebermann’lar, Alain Bellet’ler, Robin McNicholas’lar kimler kimler, neler neler… Onlar bir sonraki bölümde artık.

 

* Flanör kelimesinin türkçesi her ne kadar aylak gezen olsa da, onu kaale almıyoruz. Walter Benjamin'in tarif ettiği çerçevede ‘flâneur’ kavramından yola çıkıp bu tavrı yaratım sürecine bağlıyoruz ve yaratıcı fikri projeye dönüştürme aşamasında limitlerimizi zorlayan, algılarımızı açan, oyuna izin veren bir yöntem olarak kullanıyoruz. 

** Manfred Mohr, döneminde sanat bile kabul edilmeyen computer art alanında öncülerden biri. ‘Ben bu alete küp çizdirebilirim’ diye inat eden ve hayal gücünü algoritmanın gücüyle birleştirip tahayyül etmekte zorlanacağınız 8. boyutta küp çizen ve bunu 3-5 değil 55 yıldır usanmadan yapan ibretlik bir kişilik. http://www.emohr.com/ww4_out.html

 

---------------------------------------------------------------------------

PART 2 'NERD GIRLS'

 

Zach Lieberman’ı bilene anlatmaya gerek yok ama bilmeyenlere tavsiye ederim.(http://thesystemis.com/projects/) Kendisi, nerd kızlardan ilham almış, openframeworksun yaratcılarından ayrıca kullanmaya doyamadığımız bir çok yaratıcı c++ librarysinin de yazarı. Kod dehasının inanılmaz bir estetik incelikle buluşturan zeki insanlardan biri. RESONATE konuşması oldukça ilginçti, üretirken ve eğitirken yaratıcılığını besleyenlerden söz etti. Belki benim cehaletim, ama adını duymadığım bir çok hemcinsimin adı geçti… Hepsini bir okumak araştırmak lazım, heyecanlandım.

Kolombiya Üniversitesi Sanat Fakültesi dekanı Carol Becker, kendisi sanat ve sosyoloji alanlarında önemli eserler vermiş. Lieberman’ı motive eden yanı ise 21. yüzyıl sanatına dair öngörüsü. ’21. yüzyıl sanatçısının, hangi disiplinden geldiği değil. Üretimiyle hangi disiplinlerle kesiştiği ve topluma hangi disiplinlerden dokunduğu önemli.’ diyen Becker, sosyal sanatın ve sanatçıların, ‘soruna işaret ederken’ disiplinlerarası (interdisciplinarity) teori ve pratiği, disiplinlerüstü (transdisciplinarity) bir yapıya dönüştürebilecek potansiyelin varlığının altını çiziyor.

 

Lieberman’ın sözünü ettiği bir grup olan Deep Lab ise Golan Levin’in de yer aldığı yeni medya sanatçıları, bilgisayar mühendisleri, iletişimciler, hackerlar, teoretisyenler, gazeteci ve yazarlardan oluşan ‘siberfeministler’*. Donna Haraway’ın** yolundan internet, gözetleme (surveillance), güncel dijital kültür kimlikleri gibi konulara kafa yormaya, bu alanda sanatsal ve sosyal aksiyonda bulunup üretim yapmaya ve insanları bir çatı altında toplamaya gayret ediyorlar.

 

Kodlama ve şiir yazmayı özleşleştiren Zach, Elodie Lareine’ın Vast kitabından da söz etti. Okunamayan kitap konseptiyle yola çıkan Vast, çoklu sözcük yapılarının belli bir algoritmik yolla biraraya getirildiği ancak linear okumayla ‘okunamayan’ sanat işi. (http://noirmirroir.com/vast)

 

Dahası vardı tabii ki, programlamanın bilgisayarın şiirsel dilini konuşmadaki araç olduğundan girip Margeret Hamilton’un Apollo Code’unu nasıl geliştirdiğine ve öğrencilerine aslında yazılımın zor olmadığı algısını yaratmakla başladığından da söz etti. ‘Evet zor değil de, nasıl?’ sorusuna yanıt arayanlar Zach Lieberman, Kyle McDonald hatta Lev Manovich, Kenneth Goldsmith, Ted Hayes ve geçen yazımızda sözünü ettiğimiz Adam Magyar’ın da ders verdiği ’School for Poetic Computation’ projelerine bir göz atabilir.

 

Code Liberation Foundation ise Lieberman’ın da desteklediği ve bir çok kollaboratif projeye imza attığı ‘woman video gamer’ kültürünü oluşturmaya çalışan grup. RESONATE konuşmacısı Phoenix Perry ‘nin projesi olarak oluşturulan topluluk kadınlara programlama eğitimi veren ve kadın dokunuşuyla oyun üretimine yönelik bir habitat oluşturan bir yapıda. ‘’Games as Ecology vs. Economy’’ gibi temalardan yola çıkıp she++, geek girl, CodeEd, Nerd Girls gibi kadınların bilgisayar ilmindeki rolüne dair motive edici rol üstlenen kar amacı olmayan kurumlar. 

 

Pauline Dresschner ise nerd kadınlardan bir diğeriydi. Amsterdam Cinekid Festivali’nden belki ismini duymuşluğunuz vardır. 86’dan beri analog/ dijital demeden sadece çocuklar ve hikaye anlatımı üzerine odaklanmış bir festival. Bu festival kapsamında oluşturdukları MediaLab ise konferansların, atölyelerin, sanat işlerinin yapıldığı elliden fazla oyun ve enstelasyonun yer aldığı bir alan. ‘Bırakalım şurda çocuklar oyun oynasın’’’dan bir adım daha ilerlemiş akademisyenlerle çocukları bir araya getiren, media teorisini ve gerçek dünyayı çarpıştıran bir platform oluşturulmuş. 2015 teması ‘’The Technological Imaginary:Imagine:’’ olarak belirlenmiş. 

Alice in Plato’s Cave and reseacrhing the edges of imagination: ‘’Changing perspectives & tumbling down the rabbit hole to distinguish the virtual from the real.’’

(http://www.cinekid.nl/english/festival)

 

Şimdi googlelayın: McDonald/ Highglight, Owen Harris/Deep, Tobias Muthesius/ Appel d’Air, Zach liebermann/ Super Feel, Golan Levin/ Augmented Hand Series, Karolina Sobecka/ Sniff, Botanicus Interactus/ Disney Research Lab& Studio Nand

 

1 (http://arts.columbia.edu/faculty/carol-becker)

*Siberfeministler, 1990’lardan bu yana ‘teknolojinin gerçek hayattaki güç dengelerini yöneten cinsellik ve cinsiyet ayrımlarını ortadan kaldıran bir rol üstlendiğini’ savunan ‘politik ajanda’

** Donna Harraway, 1990’larda A Cyborg Manifesto’ *Siberfeministler, 1990’lardan bu yana ‘teknolojinin gerçek hayattaki güç dengelerini yöneten cinsellik ve cinsiyet ayrımlarını ortadan kaldıran bir rol üstlendiğini’ savunan ‘politik ajanda’

**Donna Harraway, A Cyborg Manifesto’da görüşünü şöyle özetler: Sosyalist feminist kültür ve teoriye, postmodernist ve natüralist-olmayan bir tarzda ve cinsiyetin olmadığı bir dünya - belki doğuşun olmadığı, belki sonu da olmayan bir dünya- tahayyül eden ütopik gelenek dahilinde, katkıda bulunma çabasını temsil eder. İkisi sarmal dansla birbirine sarılmışlarsa, ben tanrıça olmaktan ziyade siborg olmayı yeğlerim.’ 

 

 

---------------------------------------------------------------------------

DOST BLOGLAR (01.12.2014)

http://publicinteraction.blogspot.com.tr/

http://mashable.com/

http://vvvv.org/blog

...

 

SHARE PARTICIPATE LIKE
keep ın touch.
and let us tell you more.

info@design-insitu.com

+90 (216) 541 44 84

Caddebostan Mah. Bağdat Cad. 226/17 34728 Kadıköy/İstanbul

GET IN CONTACT
and ?tell us about your projects.
+90 (216) 541 44 84 ® 2018, DESIGN IN SITU. All Rights Reserved. info@design-insitu.com